"Ben düşünmekten yoruldum, benim yerime de düşünür müsün? Benim yerime ilgilenir misin insanlarla, yalanla, ihanetle, yalnızlıkla? Geceleri birdenbire bastıran sağanak yağışlı korkuları alır mısın yamacımdan? Gündüz gözüyle sevemiyorum kimseyi. yüreğimdeki bu düğümü çözebilir misin? "  Jack Kerouac - Fotograf - Noell S.Oszvald

"Ben düşünmekten yoruldum, benim yerime de düşünür müsün? Benim yerime ilgilenir misin insanlarla, yalanla, ihanetle, yalnızlıkla? Geceleri birdenbire bastıran sağanak yağışlı korkuları alır mısın yamacımdan? Gündüz gözüyle sevemiyorum kimseyi. yüreğimdeki bu düğümü çözebilir misin? " Jack Kerouac - Fotograf - Noell S.Oszvald

Hedefsiz bir yolculuk bu. Yollar, sokaklar, duraklar, nesneler.. Keskin gün ışığında çığ gibi eriyen yüz çizgileri, cilalı gülümsemeler, yalanlar.. Herkes hoşnut mu kendinden, dünyadan? Gaddarlığın önünde diz çökmüş bu dünyadan hoşnut mu gerçekten? Yaşama bağlılık dedikleri bu olsa gerek, belki de yalnızca bir alışkanlık ya da refleks. Yollar, sokaklar, insan yüzlerinin berisine götüren izler. Kesinlikle hedefsiz bir yolculuk bu. Çünkü hedef belirlersen, bir tek onu görür ve aslında her şeyi kaçırırsın: Bin yaşındaki kökleri, altın parıltılı taşları, ağlayan kayaları, damarları, dehlizleri, karanlık ve anlaşılmaz çağrıları. Oysa belki de gerçek öykün tökezlediğin taşta yazılı. Eğilip bakmalısın ona, bir aynaya bakar gibi. Ancak böyle başlarsın kendi yolculuğuna, dünyanın büyük yollarında. Çorak ve ıssız, yabancı topraklarda, hep başkalarına ait topraklarda. Yaydan çıkmış bir ok gibi dalınmıyor gerçeğe, kollara ayrışmayı, parçalanmayı, dağılmayı, her çatlaktan sızmayı göze almak gerek. Vurulmayı göze almadan kimse firar edemez. Ama kim bir mahkumdan daha iyi tanıyabilir ki zamanı?  Aslı Erdogan / Yolculuk  Fotograf - Szilágyi Lenke

Hedefsiz bir yolculuk bu. Yollar, sokaklar, duraklar, nesneler.. Keskin gün ışığında çığ gibi eriyen yüz çizgileri, cilalı gülümsemeler, yalanlar.. Herkes hoşnut mu kendinden, dünyadan? Gaddarlığın önünde diz çökmüş bu dünyadan hoşnut mu gerçekten? Yaşama bağlılık dedikleri bu olsa gerek, belki de yalnızca bir alışkanlık ya da refleks. Yollar, sokaklar, insan yüzlerinin berisine götüren izler. Kesinlikle hedefsiz bir yolculuk bu. Çünkü hedef belirlersen, bir tek onu görür ve aslında her şeyi kaçırırsın: Bin yaşındaki kökleri, altın parıltılı taşları, ağlayan kayaları, damarları, dehlizleri, karanlık ve anlaşılmaz çağrıları. Oysa belki de gerçek öykün tökezlediğin taşta yazılı. Eğilip bakmalısın ona, bir aynaya bakar gibi. Ancak böyle başlarsın kendi yolculuğuna, dünyanın büyük yollarında. Çorak ve ıssız, yabancı topraklarda, hep başkalarına ait topraklarda. Yaydan çıkmış bir ok gibi dalınmıyor gerçeğe, kollara ayrışmayı, parçalanmayı, dağılmayı, her çatlaktan sızmayı göze almak gerek. Vurulmayı göze almadan kimse firar edemez. Ama kim bir mahkumdan daha iyi tanıyabilir ki zamanı? Aslı Erdogan / Yolculuk Fotograf - Szilágyi Lenke

Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil; dedi insanlar.  Müziğin sesi, sözcüklerin yazılışı.  Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi,  bütün bize öğretilenler,  peşinden koştuğumuz aşklar,  öldüğümüz bütün ölümler,  yaşadığımız bütün hayatlar,  Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değiller, yakın bile değiller.  Birbiri arkasında yaşadığımız bu hayatlar,  tarih olarak yığılmış, türlerin israfı,  ışığın ve yolun tıkanması,  olması gerektiği gibi değil,  hiç değil, dedi.  Bilmiyor muyum?  diye cevap verdim.  Uzaklaştım aynadan.  Sabahtı, öğlendi, akşamdı.  Hiçbir şey değişmiyordu.  Her şey yerli yerindeydi.  Bir şey patladı,  birşey kırıldı, bir şey kaldı. C. Bukowski (Death is road to awe’da)

Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil; dedi insanlar. Müziğin sesi, sözcüklerin yazılışı. Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi, bütün bize öğretilenler, peşinden koştuğumuz aşklar, öldüğümüz bütün ölümler, yaşadığımız bütün hayatlar, Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değiller, yakın bile değiller. Birbiri arkasında yaşadığımız bu hayatlar, tarih olarak yığılmış, türlerin israfı, ışığın ve yolun tıkanması, olması gerektiği gibi değil, hiç değil, dedi. Bilmiyor muyum? diye cevap verdim. Uzaklaştım aynadan. Sabahtı, öğlendi, akşamdı. Hiçbir şey değişmiyordu. Her şey yerli yerindeydi. Bir şey patladı, birşey kırıldı, bir şey kaldı. C. Bukowski (Death is road to awe’da)

İngiliz sanatçı Robin Wight celik tellerle bunu yapmış

İngiliz sanatçı Robin Wight celik tellerle bunu yapmış

"Sen ve ben birbirimizi çok şımartmıştık , hava geçirmez bir varoluşun içindeydik. Her şey kusursuzdu ,tek çatlak yoktu. Oksijensizlikten öldük." Scenes from a Marriage 1973 - Ingmar Bergman — Photo by Gerald Larocque

"Sen ve ben birbirimizi çok şımartmıştık , hava geçirmez bir varoluşun içindeydik. Her şey kusursuzdu ,tek çatlak yoktu. Oksijensizlikten öldük." Scenes from a Marriage 1973 - Ingmar Bergman — Photo by Gerald Larocque

"İnsan birisini bu kadar severse nasıl darılır?" diyordu.  Hiç darılabilir mi? Muhakkak yorulmuştur.. Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü Photo by Josef Koudelka

"İnsan birisini bu kadar severse nasıl darılır?" diyordu. Hiç darılabilir mi? Muhakkak yorulmuştur.. Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü Photo by Josef Koudelka

Zaman düz bir çemberdir. Yaptığımız ya da yapacağımız her şeyi tekrar yapacağız, tekrar, tekrar ve tekrar. Sonsuza kadar. (Beykoz’da)

Zaman düz bir çemberdir. Yaptığımız ya da yapacağımız her şeyi tekrar yapacağız, tekrar, tekrar ve tekrar. Sonsuza kadar. (Beykoz’da)

Beykoz’da

Beykoz’da

Borusan Contemporary’da

Borusan Contemporary’da

Yaşam belki uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği Yaşam belki bir urgandır, bir adamın daldan dala kendini astığı Yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur Yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi şapkasını kaldırarak başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle “günaydın” diyen..Füruğ Ferruhzad (Heybeliada’da)

Yaşam belki uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği Yaşam belki bir urgandır, bir adamın daldan dala kendini astığı Yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur Yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi şapkasını kaldırarak başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle “günaydın” diyen..Füruğ Ferruhzad (Heybeliada’da)

Bağıran adam Chapline karşı:)

O kadar az biliyoruz ki O kadar çok sanıyoruz ki Öyle yavaş öğreniyoruz ki Sorular sorup ölüyoruz  Daha geniş bir uzay yok bu acıdan Hiçbir evren yok bunun gibi kanayan …Neruda ../Photo Nate Bittinger

O kadar az biliyoruz ki O kadar çok sanıyoruz ki Öyle yavaş öğreniyoruz ki Sorular sorup ölüyoruz Daha geniş bir uzay yok bu acıdan Hiçbir evren yok bunun gibi kanayan …Neruda ../Photo Nate Bittinger

Yükleniyor

Yükleniyor

Kapat
×

Yükleniyor

Yükleniyor

Kapat
×

Well this is a bit embarrassing

It appears that the requested content could not load or is not available anymore, however there's plenty more cool stuff to be found on our home page.

Kapat
×

Yükleniyor

Yükleniyor

Please wait while we load your content

izinsiz Gosteri

Kapat
×